ÖLÜMDÜR YAŞANAN TEK BAŞINA PEKİ YA AŞK KAÇ KİŞİLİKTİR?

Aşka dair bilinir en yaygın var ediliş hikayesidir, tanrıların insanları ortadan ikiye bölüp diğer eşini arattığı ve ancak sana ait eşi bularak sonsuza dek mutlu olabileceğin. Eğer sizin inandığınız bu ise aşk için , kötü bir haberim var o iş tam olarak öyle değil.

Hikayeyi Aristophanes gibi anlatmak gerekirse elbette tanrıların tanrısı Eros’a büyük övgüler şart. Ancak der ki Aristophanes, üç cinsiyet vardır her şeyden önce yeryüzünde. Kadın, erkek ve Androgynos. Üçüncü cinsiyet bir insanın sahip olduğu tüm uzuvların iki katına ve çift cinsiyet organına sahiptir. Güçlü ve tanrılara kafa tutacak kadar zeki olanlar da işte onlardır sıradan insanlar değil…

 

Bir zaman sonra artık yeryüzünden sıkılıp göğe çıkmaya kalkıştıklarında, Zeus artık cezalandırılmalarının vakti geldiğini düşünür ve çözümü onları güçsüz kılmak için ortadan ikiye bölmekte bulur. Böylece zayıf ve yönetilebilir olmaları sağlanacaktır. İşte onlardır diğer yarılarını arayıp duran. Ben de bu anlatının karşılığı, ÖYLE HERKESİN BULMASI GEREKEN BİR RUH EŞİ OLMADIĞIDIR, o masal sadece Tanrılara kafa tutacak kadar cesur ayrıcalıklı bazıları için yazılmıştır.
Bu yazının amacı aşkı yüceltmek yada yermek değil belki sadece ”bence” diye başlayan cümleler ile yorumlamak kadar ”peki ya sence” olan kısmının ucu tamamen açık bırakılarak.
”Aşk sahip olmadığını vermektir, sahip olduğunu vermek parti yapmaktır, aşk değil” diyen Lacan, Colette Soler tarafından bir kişinin kendi eksikliğini ilan ederek ortaya sermesi ve aşk karşılığında, aşk talep etmesi olarak yorumlanmaktadır. Başkalarının ne dediğini boş verin sırf bu talepkar kendini ortaya koyuş yüzdenden bile feminendir aşk.
Aşkı Lacan’dan okumaya başladı isek eğer kılavuz cümlemiz yine Lacan’dan olmalı ” nihai haikat erkekler ile kadınlar arasında işler yürümüyor”..
NEYDİ BİR ARADA TUTAN ŞEY İKİNİZİ?
Oysa ilk görüşte aşık olmuştunuz . Yıllar boyu aynı filmleri izlemiş, aynı kitapları okumuş olduğunuz ile. Artık birliktesinizdir ,aynı şeylere gülüyor, aynı şeyleri seviyor, aynı şeyler için iç çekiyorsunuzdur. Tam da işte yıllardır beklediğiniz ideal aşka denktir yaşadığınız ve hatta i ruh eşini bulan sayılı şanslılardanken siz ne olmuştur böyle de dün size yaşadığınızı hatırlatan aşk, bugün boğazınız da ki yumruya dönüşmüştür.
Belki de Narkissos’un cezasıdır çektiğiniz. Tıpkı nehirdeki gölgesine aşık olan Narkissos gibi sizde aynada ki benzeriniz kadar aynı olanı bulduğunuzu var saymış ve yarattığınız ortak narsistik hikayeniz ile dünyanın en tutkulu şeyini yaşadığınıza inandırmışsınızdır kendinizi. Günün sonunda psikotik olan siz değilseniz -ki umarım değilsinizdir- yaşadıklarınızdan yorulup gerçeklikle yüzleşmeniz gerektiğinde elinizde sadece karşı tarafın yönetilemez öfke ve hiddeti olduğunu göreceksiniz. Elbette hikaye de kalıp günden güne erimek ve sadece kendinizi seyrederek ömrünüzü tüketmekte başka bir son olabilir. Narkissos gibi başlayan hikayenizin sonunu da onun gibi yazmış olmak demektir bu.

Lacan, bizde olmayanı başkasına vermek diye tanılarken aşkı, ”aşkı dile getirmenin kendi eksikliğimizi ortaya koymak ve seni seviyorum demeyi, bende ki eksiklikle yakından ilişkilisin demekle ” bir tutmaktadır. Umarım anlayacak insandır karşınızda ki insan bu kendinizi ortaya koyma durumunuzu. Anlamıyor ise dahi her neden bahsettiğinizi kimsenin gücü yetmesin sizi susturmaya, taleplerinizi ortaya koymak için yaptığınız konuşmalardan kimse için vazgeçmeyin, susmayın. En kötü kendi ihtiyacınızı kendinize bildirmiş olmak kar kalacaktır yanınıza.
İlişkilerin en çetrefilli okuması elbette Freud tarafından yapılmıştır. Freud bir erkeğin eş seçimine annesinin -ölmüş dahi olsa- mutlaka müdahil olacağından bahsetmektedir. Şimdi ki içeriğinin yazının bütünlüğüne bir faydası olmayacak olsa da söylemek isterim ki; kendilerine edinilmiş azize kimlikleri yaratan kadınlar, bu kimlikler erkeklerin zihninde aşk ile değil anne sembolü ile eşleşmektedir . Siz belki ”evlenilecek kadın” olarak lanse ettiğiniz kimliğiniz ile istediğinizi alıp taç olduğunu varsaydığınız evlilikle ile tamamlarsınız ilişkinizi ama aşkı unutun zira evde zeytinyağlı sarma yaparken bulacaksınız kendinizi.
Peki sahi kaç kişiliktir aşk? eğer Aristophanes ise aşka inandıran sizi, iki kişi olmanız gerekecek ve elbette sonra tek kişiye dönebilmeniz, yok Narkissos ise tek kişi fazlasıyla yeter olacaktır. Lacan aşkı ben için tanılamış diyorsanız üç kişiye hazır olun onu bir başkasında sevmeyi öğrenmeniz gerekecek. Ama eğer Freud kılavuz olacaksa size şimdiden büyük bir eve taşınsanız iyi edersiniz. Zira aşkı siz, sevdiğiniz adam ve ebeveynleriniz 6 kişilik bir ekip olarak yaşayacaksınız.
”Sadece aşk ve ölüm değiştirir her şeyi” diyene selamım olsun ölümün değiştirdiği kısmında onunla aynı düşünmekle beraber aşk için olana ise hala ikna değilim…

 

.